Reiners + Fürst kalitesi ring iplikçilikte karşılığını veriyor

Mönchengladbach’da yerleşik ana merkezlerinde 70 yıldan beri dünya genelinde ring iplikçilik endüstrisine yüksek kaliteli eğirme bilezikleri ve kopçaları sağlayan Reiners + Fürst, 1945 yılında Walter Reiners ve Stefan Fürst tarafından kuruldu. R+F, bu aile şirketinde dördüncü nesli temsil eden Benjamin Reiners’in ellerinde, Milano’da düzenlenecek olan ITMA fuarıyla 70. kuruluş yıldönümünü kutlayacak. Yıllık 15 milyon Avro ciroya ulaşan bu yenilik-odaklı şirket, yüksek kalite, güven ve sürdürülebilirlik gibi temel değerleriyle yıllardan beri dikkat çekmeyi başarıyor. Dünyanın her tarafındaki müşteriler, kendilerinden emin bir şekilde, R+F’nin en yüksek kaliteye sahip ürünlerinin ve “Alman Yapımı” hizmetinin kanıtlanmış avantajlarına güvenlerini sürdürüyor.

Benjamin Reiners, “Eğirme bilezikleri ve kopçaları büyük oranda iplik kalitesini belirlediğinden ve aynı zamanda makinenin üretkenliği de esas olarak bu ürünlerle yakından ilişkili olduğundan, bunlar ring iplikçilik makinelerinin hayati önem taşıyan parçaları. Aslına bakarsanız, bu üretimimizi halen Almanya’da sürdürüyor olmamızın da temel nedeni,” diyor.

R+F, her ne kadar ring iplik makine üreticilerine de eğirme bilezikleri ve kopçalarını sağlıyor olsa da, şirketin ana odak noktası ürünlerinin hemen hemen %90’ını doğrudan sattıkları iplik fabrikaları ve iplikçiler.

ITMA MILAN’DA R+F

Önümüzdeki ITMA’da, R+F sonu nesil TURBO krom kaplama eğirme bileziklerinin ve geliştirilmiş eğirme kopçalarının bir seçkisini sunacak. TURBO eğirme bilezikleri Kompakt ve Siro-Kompakt gibi son derece zorlu eğirme koşullarındaki yüksek eğirme hızlarında bile basitleştirilmiş rodaj ve sabit çalışma performansı sunar.2007’deki pazara sunulmasından beri kurulmuş olan 15 milyonun üzerindeki TURBO eğirme bilezikleri tüm dünyada ki iplik işletmelerinin başarısına katkı sağlamaktadır. Bu kopçaların önemli özelliği, eğirme bileziği ile uyumlu temas alanın hızlı bir şekilde geliştirilme yeteneğine sahip olmasıdır. Mevcut yenilik indirgenmiş sürtünme katsayısı ile kopça yüzeyinde kayda değer bir gelişmeyi temsil etmektedir. Yararları daha uzun kullanım ömürleri ve iplik kopuş sayısında azalmadır. Yeni nesil J-kopçaları bu çalışma performansının daha da geliştirilmesini mümkün kılar ve daha uzun kopça servis ömrü sağlar. Bu gelişmeler, özellikle ince iplik numaralarında ve hassas lif malzemelerinden mamul kesikli ipliklerde kendini kanıtlamıştır. Bununla birlikte, cam liflerinin işlenmesi için, R+F ayrıca 4.8 mm yüksekliğinde bileziklerde ince lif-cam flamanlarının bükülmesi için kullanılan yeni geliştirilmiş yeni yatay kopça serisini sunuyor.

REINERS + FÜRST İÇİN TÜRKİYE PAZARI

Firmaları için Türkiye pazarının çok özel bir öneme sahip olduğunu vurgulayan R+F’nın beyni, bu önemi “Müşterilerimizin çoğu Uzak Doğu Asya’da olduğundan, hatırı sayılır bir iplikçilik endüstrisine sahip Türkiye, bizim için son derece büyük önem taşıyan, başlıca pazarlardan biri. Bunun yanında, Almanya’ya en yakın ülkelerden biri olarak, bizim için seyahat etme ve müşteri tabanımıza ulaşma kolaylığı bakımından da en rahat ülkelerden birisi. Türkiye’de çok iyi müşterilerimiz var. Almanya’da da sayısı çok sınırlı olmakla birlikte halen bazı müşterilerimiz var. Şirketimizi 1945 yılında ilk kurduğumuzda, hatta 60’larda, sadece bulunduğumuz Mönchengladbach’da 40 civarında müşterimiz varken, şimdi hiç bulunmuyor,” şeklinde izah ediyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK & REINERS + FÜRST

R+F, sürekli olarak, sadece ürünlerinin çevresel etkisini azaltmanın değil, aynı zamanda kendi üretim alanlarına da gereken özeni gösterme ve bunun yanında daha az enerji tüketen prosesleri bulma çabalarının peşinde koşuyor. R+F, çevresel korumaya da en büyük önceliği vermeye devam ediyor.

R+F’nin beyni, çevrenin önemini, “Çevre çok önemli ve çevrenin Almanya’da, Türkiye’de veya dünyanın herhangi bir yerinde olduğunun önemi yok. Hepimiz çevremize özen göstermek zorundayız. Çünkü sadece tek bir çevreye sahibiz,” sözleriyle vurguluyor.

“Çevrenin şu an itibariyle bir bedeli yok. Doğası gereği bedava olduğundan tüketip, bitiriyoruz. Bundan dolayı, gereken özeni maalesef göstermemiz gerektiği kadar göstermiyoruz, çünkü insanlar çevrenin gelecek için bir kilit unsur olduğunun henüz tam anlamıyla farkına varamadı. R+F’de, çevreye en üst düzeyde ilgi ve önemi göstermeye çalışıyoruz. Biz çevreye uzun zamandan beri odaklanmaktayız,” diyor Benjamin Reiners.

VDMA’nın Blue Competence Girişimi’nin bir üyesi olan R+F, kendi ürünlerinin daha kısa kullanım ömürlerine ve daha az üretkenliğe sahip ürünlerle mukayesesine dayanan bir çalışma gerçekleştirdi. Çalışmanın sonucunda, eğirme bileziklerinin kullanım ömürlerinin % 20 nispetinde uzatılmasının başarıldığı takdirde, her yıl yaklaşık 50 ton çeliğin hurdaya ayrılmasını önlemenin mümkün olduğunu ve buna bağlı olarak çevresel etkiyi de yıllık 40 ton CO2 nispetinde azaltmaya yardımcı olacağını ortaya koydu. Bu araştırma ile kanıtladıkları bir başka boyut ise eğirme bilezikleri ve kopçalarının kullanım ömürleri ne kadar uzun olursa, o kadar enerji kaynağının tasarruf edebileceğiydi.

Reiners, bu duruma, “Bu bir kazan-kazan durumudur.  Bu son müşteri için de bir artıdır. Ürünün daha uzun dayanmasının, aynı zamanda çevre için de iyi olacağını düşünüyorum,” sözleriyle dikkat çekiyor.

ETKİLEYİCİ BİR KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MODELİ

R+F, şirketlerinde kalorifer yakıtı kullanımlarını ziyadesiyle azaltan, yeni bir ısıtma sistemi tesis etmedeki başarılarından dolayı, 2014 yılı içinde econique tarafından, “yapı” kategorisinde “Energy Masters Award” ile ödüllendirilmişti.

Benjamin Reiners, “Isıtma için artık kalorifer yakıtı kullanmıyoruz. Artık bunun yerine tesislerimizi ısıtmak için makinelerimiz ve fırınlarımız tarafından üretilen ısıyı kullanıyoruz. Kış aylarında şirketimizin tamamını ısıtmak için günlük 1000 litreye kadar ulaşan kalorifer yakıtına ihtiyaç duyuyorduk. Şimdi, artık kalorifer yakıtı yok. Bu sadece çevre için değil, ısıtma maliyetlerimizi %65’e varan oranlarda düşürdüğümüzden dolayı, bizim için de iyi oldu,” diyor

Sürdürülebilirliğin beklenen fırsat maliyetini her zaman sağlamayabileceğini belirten Reiners, bu durumu “Ürün ne kadar çevre dostu olursa olsun, eğer son müşteri için daha pahalı veya daha az üretkense müşteri bu ürünü almamayı tercih ediyor. Ürün, son müşterinin tercih etmesi için, herhangi bir diğer ürüne kıyasla, en azından, aynı fiyata, aynı üretkenliği vermelidir. Sürdürülebilirlik son müşteri için herhangi bir ilave maliyet oluşturmamalıdır,” sözleriyle özetliyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YÖNÜNDEN ELYAF ÇIKMAZI

Çoğunlukla doğal elyafların eğrildiği bir endüstriye yönelik komponent üreticisi olarak, Benjamin Reiners doğal elyafların ve suni elyafların güzel bir harmanını devam ettirmenin gerekliliğine inanıyor. Benjamin Reiners, bu çıkmaz konusundaki görüşünü belirtirken, “Pamuk yetiştirme endüstrisi de bir çok ülke için büyük bir önem taşıyor. Eğer doğru bir şekilde yapılırsa pamuk endüstrisi de sürdürülebilir ve o nispette de sağlam bir endüstridir. Aynı durum suni elyaflar için de geçerlidir. Ben her iki elyafında eşit şekilde tanıtımının yapılması gerektiğini düşünüyorum,” diyor.

TUTARLI İPLİK KALİTESİ İÇİN KOMPONENTLER

R+F iplikçilik sistemleri, iplik üreticilerine, ham maddelerden tutarlı bir şekilde, tek bir kopçada, iğden iğe ve bir makineden diğerine, en yüksek iplik kalitesini üretmelerine imkan sağlıyor.

Reiners bu durumu, “R+F ile en önemli hususun, çok yüksek kaliteyi, oldukça tutarlı bir biçimde sağlayabiliyor olmamız olduğunu düşünüyorum. Her bir eğirme bileziği veya her bir kopça, her bir iğde, iğler arasında kalite yönünden neredeyse hiç bir farklılık olmadan hemen hemen aynı ipliği üretmektedir. Bu sürdürülmesi çok zor olan ve iplik üreticisi için oldukça hayati bir önem taşıyan önemli bir unsurdur. 1000 iğden oluşan bir ring iplik makinasına sahip bir iplikçiyi göz önüne getirin ve bu makinede 980 iğin iyi iş yaptığını ve makinanın muhtelif yerlerine dağılmış olan geri kalan 20’sinin düzgün çalışmadığını düşünün. Netice itibariyle, böylesi bir durum, ortalama kalitede bir kayıp ve ortalama üretimde bir düşüşle sonuçlanacaktır. Bunun yanında, iplikçi ürünlerinin sürekliliğini devam ettirebilmek için ilave bir istihdama gereksinim duyacaktır. Genel olarak baktığımızda, böylesi bir durumun yaşanmasının iplikçiye pek yardımı dokunmayacaktır. Verdiğimiz iplikçi örneğinde, 1000 iğin de iyi çalışması gerekmektedir, 980’ninin iyi çalışması yeterli değildir,” sözleriyle vurguluyor.

R+F’nin bu farkı aynı zamanda iplikçinin daha iyi bir fiyat/performans oranı elde etmesini sağlıyor. Pazardaki hatırı sayılır stok mevcudiyeti, süratli teslimat yanında hızlı ve güvenilir servis, R+F’yi dünya ring iplikçilik pazarında, benzersiz bir komponent üreticisi yapan diğer başlıca temel noktalardan bazıları olarak öne çıkıyor.

Reiners, R+F ürünlerinin çift taraflı kazanç sağladığına ise “Ürünlerimiz oldukça güvenilir olduğundan, fabrika müdürleri çalışanlarını daha iyi düzenleyebilmektedir. Ürünlerimizle, daha az üretkenliğe sahip diğer ürünlere kıyasla daha az çalışana ihtiyaç duymaktadırlar. Bileziklerimizin ve kopçalarımızın kullanım ömürleri sayesinde, aynı sayıda çalışanla, diğer herhangi bir rakip ürüne kıyasla, çok daha fazla iplik üretebilmektedirler. Belirli bir R+F bilezik ve kopça kombinasyonu, diğer herhangi bir ürüne kıyasla en az 2 veya 3 kata kadar daha uzun dayanmaktadır. Bu da müşteriye çok büyük bir avantaj sağlamaktadır,” şeklinde dikkat çekiyor.

Ürünlerinin başlangıçta rakip ürünlere göre daha pahalı gibi gözükse de, sonunda ziyadesiyle karşılığını vermekte olduğunu ve müşterilerini iplik üreticileri alanında küresel rekabetçi oyuncular konumuna yükselttiğine dikkat çeken R+F’nin 4. Nesil sahibi ve İdari Müdürü, “Bu hem iplik üreticileri, hem de bizim için gerçek bir kazan-kazan örneğidir,” diyor.